13 Ağu 2009

The Plot Against America

Amerikalı yazar Philip Roth’un "The Plot Against America" adlı romanı son zamanlarda okuduğum en sıkı romandı.

‘Havacılık kahramanı, cumhuriyetçi ve Yahudi düşmanı Charles Lindbergh, savaş yıllarında ABD başkanlık seçimlerinde Roosevelt’e karşı yarışıp seçimi kazansa dünya ve Amerika nasıl bir yer olurdu?’ sorusunun yanıtı, New Jersey’de yaşayan orta sınıf bir Yahudi ailesinin küçük oğlunun gözünden aktarılıyor romanda, olanca berraklığı ve dürüstlüğüyle.

Roth, bağırış çağırış edebiyat dünyasını ele geçiren şen şatır taklacı güvercinlerden biri değil. Dürüst yazıyor, müdaânasız, süte su katmadan, metne kendisi sızmak yerine okur sızsın diye küçük arıklar, su yolları açarak. Kazmayla kürekle girişiyor kısacası, cicili bicili iş makinalarıyla değil. Yeteneksiz sinema eleştirmenleri gibi bitirecem ama, tarih ve edebiyat meraklıları mutlaka bir göz atmalı.

Henüz Türkçe'ye çevrilmedi ne yazık ki, Roth'un memleketteki yayıncısı Ayrıntı'ya sesleniyorum buradan; alın şunun telifini lütfen, ben çevireyim gerekirse...

7 Ağu 2009

Alaman - 9

İki post önce Leica bahsi geçmişti, Almanya'ya bağlayıp devam edelim.

2. Dünya Savaşı sonrası Frankfurt'ta müttefik kuvvetler tarafından kurulan takas pazarında bir Leica'nın değeri: 5000 sigara.

Zira Reichsmark'ın iflas ettiği savaş sonrasının kaos atmosferinde en geçerli para birimi Amerikan Chesterfield sigarasıdır oralarda.

6 Ağu 2009

Erkekkkkk


Her türlü feminist okumaya müsait olan bu foto, Berlin'deki "Katledilen Yahudiler İçin Anıt"ta çekildi, Temmuz ayında.

Fotoğraftaki erkek ve kadın duruşları/davranışlarından hareketle, genel anlamda kadın-erkek ilişkileri üzerine iki çift laf edesim var ama boşverin. Başka bir şey anlatayım ben:

Bizdeki maymuncuğa Alamanlar "Dietrich" dermiş. Bana bunu öğreten Almanca hocama (evet ben hâlâ Almanca öğreniyorum, amacım bu alanda profesyonelleşmek), önce Dietrich'in bizdeki karşılığını sordum, sonra da 'peki ama Annikacığım, neden Dietrich diyorsunuz bu merete, var mıdır bir hikâyesi?' diye devam ettim. Annika bunun üzerine, Dietrich'in hikâyesini bilmediğini belirtti ve ekledi: 'Peki siz niye maymuncuk diyorsunuz?'

Annika'nın arsızca aşk ettiği bu Osmanlı tokadının etkisi altındayken, benim azgelişmiş Olric de hiç bekletmeden şarladı: 'Öyle ya şaşkın, sen ellere Ditrih soracağına kendi maymuncuğunun hikâyesini öğrensene önce.' Maymuncuğa neden maymuncuk dediğimizi bilmiyordum, hâlâ da bilmiyorum. Annika tabii bunu sorun etmedi ve hemen oracıkta kendi teorisini de geliştirdi: 'Hani maymun dediğimiz hayvan kapıdan kovsan, bacadan girer, akrobatiktir, cevvaldir; bu anahtar da işte bir nevi küçük maymuna benzediği için böyle anılıyor olabilir mi?' diye sordu. O an için makûl mantıklı geldi Annika'nın teorisi, 'Olabilir,' dedim geçtim.

Bizim maymuncuk hikâyesi Sait Faik ırmağında yüzüyor, o yüzden bitti burada. Maymuncuğa neden maymuncuk dediğimizi bilen varsa anlatsın da çarpıvereyim zalim Annika'nın suratına. Bugün de zaten RAF'tan (kuruluş yıllarındaki durumu itibarıyla) sempatiyle bahsederek muhafazakâr Arap arkadaşımın canını sıktı pis komunist vegan...

5 Ağu 2009

İç Dünya Değişim Çizelgesi Çıkarma Yöntemleri: Akşamcıyla Akşamcı Olmak

Otogar bıraktığım gibiydi, İrfan da. Zaten otogarın ve İrfan’ın değişmesine yetecek denli uzun bir süre de geçmemişti aradan. Hem zaten mekânların değişmesini bilmem de, insanların günbegün değiştiğine, lâkin bu tıpkı bir çiçeğin büyümesi gibi gerçekleştiği için diğerlerinin bunu fark edemediğine inanırım. Hani şu gâvur işi doğa belgesellerinde ya da İslamcı televizyon kanallarının, yine o belgesellerden alıp da üstüne Allah’ın hikmetleriyle ilgili ağdalı bir dublaj döşediği görüntülerde, bir çiçeğin büyüyüp açmasını ve sonra da solup gitmesini hızlı gösterimde izletirler bize, ilk kez görmüşsek böyle bir şeyi şaşakalırız. Benzer bir projeyi insanlara da uygulayacak, işi gücü olmayan, cevval bir yönetmen peydah olsa, ne demek istediğim daha iyi anlaşılacaktır. Ama bu yapılsa bile, yalnızca insanın dış görünüşündeki gündelik değişimlerin göze daha berrak görünmesini sağlar. Oysa, içerisi de değişir bana sorarsanız, sözgelimi İrfan’ı ele alalım. Dünkü İrfan’la bugünkü İrfan’ın aynı adam olduğunu kim iddia edebilir ki. İnsanın karakterine, huyuna suyuna, hayata bakışına, düşüncelerine, fıtratına ilişkin gündelik değişimleri yansıtmanın ya da gözlemlemenin bir yolu da var aslında:

İç Dünya Değişim Çizelgesi Çıkarma Yöntemleri: Akşamcıyla Akşamcı Olmak


Malzemeler:

- Bir adet akşamcı.
- Mebzul miktarda rakı ve sigara
- Tahta masa
- Varsa meze, yoksa beyaz peynir, yoğurt ya da mevsimine göre meyve (kavun ve karpuzla en iyi sonuçları alabilirsiniz)
- Müzeyyen Senar plağı

Yapılışı:

Akşamcıyla her akşam düzenli olarak bir araya gelinir. Denek olarak seçilen akşamcıyla aranızda tanışıklık yoksa, deneyin selâmeti bakımından en azından ilk 25-30 günlük süre boyunca, deneyi bir yana bırakarak akşamcıyı tanımaya çalışmak ve her anlattığına kafa sallamak elzemdir. Her ne kadar akşamcıdan akşamcıya değişse de; ortalama bir akşamcı söz konusu süreçte hayat hikâyesinden tutun da askerlik anılarına, en yakası açılmadık düşlerinden tutun da leyleklerin göç yolları, karpuza rakı enjekte etmenin incelikleri, insanların neden zaman zaman kaba ve zalim olabildikleri, burun boyuyla penis boyu arasındaki bağlantı, sarışın kadınlarda cilve oranının yüksek olduğuna ilişkin yaygın inanış, mütareke dönemi Türkiyesi’nin sosyo-ekonomik panoraması, sanatçıyla normal insan arasındaki fıtrat farkı ve buna benzer birçok konuya dek içinde saklı tuttuğu ne varsa döküverir masaya, haydari tabağında serinlemekte olan o şaşkın kavun çekirdeğinin tam göbeğine.

Bu süreci kazasız belasız atlatmak, o akşamlardan birinde dördüncü dubleye kaçak kat çıkarken çat diye çatlayıp ‘lanet olsun deneyine de, bilimine de’ diye haykırıp, çalışmayı yarı yolda bırakmamak zor iştir; sabır ister, anlayış ister, mide ister en çok da. Ama bir kere atlatmayagörün bu süreci, gelecek güzel günler yakındır. Bilimsel keşiflerin, ilerlemenin, terakkinin insanı coşturan, tatminlerin en dolu dolusunu yaşatan sularında yüzmeye hazırsınızdır artık.

Bundan sonra yapmanız gereken sohbetin idaresini ele almaktır. Ama bilim adamı titizliğini ve temkini elden bırakmayın, akşamcıyla akşamcı olurken akşamla gecenin kavuştuğu noktada rakı sahanlığına dikkat etmek, oniki mil sınırını aşmamak gerekiyor. Eğer bunu hakkıyla yapabiliyorsanız, karşınızdaki akşamcının iç dünya değişim çizelgesini çıkarmaya hazırsınız demektir.

Zira şeffaf bir yaratıktır akşamcı. Gecelik rakı yükünü aldığı andan itibaren baharı geç yakalamış iğde ağacı gibi boydan boya açılıverir önünüzde. Dilerseniz aynı soruları her gece sorarak, dilerseniz akşamcıyı serbest bırakıp onun çağrışım evrenini kayda geçirmek suretiyle, dilerseniz de en sevdiği anısını, en sevdiği düşünü, günün en sevdiği vaktini, en sevdiği şarkıyı her akşam sektirmeden anlatmasını sağlayarak deneğinizin iç dünyasındaki değişimleri gözlemeyebilirsiniz.

3 Ağu 2009

Film eleştirisi

Sinema eleştirmeni William Kerr, 1955 tarihli "I am a Camera / Ben Bir Fotoğraf Makinesiyim" adlı film hakkındaki eleştirisini kısa tutmuş:

"No Leica! / Leica değil!"