17 Oca 2010

Tay boşanmış

sarı çizme geyelim
bizim dama girelim
annen buben duyarsa
tay boşanmış deyelim

türküden...

Kıpır kıpır

Herhangi bir film eleştirisinde "kıpır kıpır" sıfatı kullanılmışsa o filmden uzak duracaksın genç mürit, sana gelmez o film, daralırsın, dernek toplantısına çay taşıyan afyonlu odacı gibi, annesinin altın gününden kalan artıklara yumulmak için teyzelerin kalkmasını bekleyen liseli genç gibi, ekonometri dersinde rakamlardan karanfil yapan umarsız oğlan gibi yumrun boğazında kalakalırsın.

12 Oca 2010

Pamir Dayı ne yapıyor dağın başında?* - I

Pamir Dayı ne yapmaya çalışıyor orada, dağın başında. Hem ona neden dayı diyoruz? Kim görmüş herhangi bir dayılığını? Ne yapmaya çalışıyor orada Pamir Dayı, o dağın başında? Tası tarağı toplayıp buraya gelmiş olması neden? Neden hiç birimizi ikna etmiyor öne sürdüğü gerekçeler? Nedir Pamir Dayı'yı bu kadar gizemli, bir o kadar da korkutucu kılan? Neden esirgiyoruz ondan diğer yabancılara bol kepçeden dağıttığımız kuşkularımızı, düşmanlıklarımızı, kaş çatmalarımızı? Pamir Dayı ne yapıyor her Allah'ın günü o dağın başında, neyin peşinde? Neden aklına estikçe yanıbaşımıza gelip tuhaf hikâyeler anlatıyor önceki yaşamından? Neden hiç birimiz o uyduruk hikâyelerin altını deşeleyemiyor, yalanlarını yüzüne vuramıyoruz Pamir Dayı'nın? Ne yapıyor Pamir Dayı o dağın başında? Neden kimse onun peşine düşmüyor, neden kimse onu karşısına alıp dosdoğru sorgulayamıyor, neden en kudretli sandıklarımız bile Pamir Dayı'nın karşısında sus pus oluyor? Ne yapıyor Pamir Dayı o dağın başında, neyin peşinde? Neden bir bahar akşamı çıkageldi buraya bir kamyonet kasasını zor dolduran eşyasıyla? Neden başka yere değil de buraya geldi? Burayı neden seçtiğine dair sorulara verdiği yarım yamalak, kaçamak cevaplar nasıl oluyor da hepimizi tatmin ediveriyor birdenbire? Ne yapıyor bu Allah'ın adamı, bu dağın başında? Neden ona Dayı diyoruz?

* Tom Waits'in "What's He Building?" şarkısından esinlenme-aparma.

Ateş başı


Virginia Woolf'un en melankolik kahramanlarından biri olan Joan Martyn dilsizlere dil oluyor, mutluluğun tarifini veriyor:

"Ama annemin dediği gibi en iyi hikâyeler ateş başında anlatılanlardır ve eğer yaşamımın son günlerini, gördüğü acayip şeylerin ve gençliğinde olup bitenlerin hikâyeleriyle bir kış akşamında bütün ev ahalisini susturup kendini dinletebilen yaşlı bir kadın olarak geçirirsem çok mutlu bir insan olacağım."

Virginia Woolf, The Journal of Mistress Joan Martyn

5 Oca 2010

Nikbinlik

Muhtardan kötümser kâğıdı alsak, sonra o kâğıtla ilgili birimlere başvursak, nikbinlik bölge müdürlüğünde bir dayımız olsa, o dayı bize torpil yaptırsa, işlemlerimiz öne alınsa, nikbinlik dağıtımı yapan güleç yüzlü memure ablamız, kakülünü düzeltip, “Beyfendi sizin belgeleriniz eksik, ayrıca tipinizi de beğenmedik, size nikbinlik veremeyiz,” dese, biz de bunun üzerine rezalet çıkarsak devlet dairelerinin en pembesinde, “Hanfendi bugüne kadar hep kaçtık devlet dairelerinden, tüm dairelerden aslında. Götümüzü dayayacak bir köşe aradık hep, gelemedik dairelere, temkin tedbir ihtiyattır ailece en mümeyyiz vasıflarımız. Yılların bungunluğunu atıp adım atmışken buraya, yaraşır mı bu yaptığınız?” deyip şarlasak hanfendinin en mor tayyörüne. Sonra apoleti sümbül, rozeti karanfil güvenlik görevlileri peydah olsa birdenbire, “Beyfendi ısrarcı olmayın, akıllı olun, taşıyamayacağınız nikbinliğe talip olmayın. Yoksa zor kullanmak zorunda kalacağız,” diye paylasalar bizi. Biz başımızı önümüze eğip, “Eee peki o zaman, bir başka bahara,” deyip mahsunlaşıverince, en mor tayyörlü memure ablamız, “Bakın nasıl da yola geldiniz. Kaşla göz arasında alıverdiniz istediğinizi,” dese...

Dese ne demese ne.

4 Oca 2010

Wirtschaftswunder


1949 yılında kurulan Almanya'nın yarattığı, 'Wirtshaftswunder' denen ekonomi mucizesi böyle bir şey işte. Şimdi Doğu Almanya'nın belli bölgeleri haricinde şu fotoğrafın yenisini çekecek bir yer bulamazsın. Ayrıca NTV'nin tarih dergisinde eski fotoğrafları, aynı mekânda aynı aktörlerle yeniden canlandırma uygulaması yapıyorlar, pek şirin, pek yarayışlı bir etkinlik. Dergi de başarılı zaten, her eve lazım. Pesudo-tarihçi Murat Bardakçı'nın saçmalamalarından sonra ilaç gibi geliyor.

3 Oca 2010

Sanat


Bu yaz Berlin'de tarafımdan falan...

Türkçe meali: Niye hepsinin ağzı var dili yok, nasıl oluyor da Eyüp peygamber gibi sabrediyor lan bu yoksullar?

Tören havası

Her bir girişimiz bir tören havasında olmalı, ilmek ilmek örülmeli diyesiymişler, değil öyle aslında. Mesela Çağan Irmak için, "varoşlarda yaşayanlar için kullanışlı ferzan özpetek" diyebilsek, "asıl içimizdeki varoşlardan kurtulmalıyız" şeklinde cümle kuranları iki tarla parasına Asmalımescit'te dükkân açılan çağan ülkesi'ne postalasak da rahatlasak... Ulan bizim köyün hepsini satsan Ümraniye'de tavuk dönerci açarsın anca. Ne tarlaymış!