11 Şub 2010

Cönk


Yaklaşık 15 yıldır devam eden içlik boykotumu bana bozduran bu soğuklara lanet okuyor,

ben Saracoğlu Stadı'ndaki ilk maçımı seyrettikten sonra bilet fiyatlarını yarı yarıya indiren Fenerbahçe yönetimini kınıyor,

AKP-C(M)HP saflaşmasında illâ ki taraf tutmam beklentisiyle üstüme gelen, memleketimin azgelişmiş politik analistlerine 'yiyin birbirinizi' solculuğu dışında bir sol pozisyonun da varolabileceğini hatırlatıyor,

İslamcı-entelektüel cenahtaki günlük konuşmaların aşırı kibarlığı karşısındaki şaşkınlığımı gizleyemiyor,

Türkiye'yi tamamıyla İstanbul üzerinden okuyan ve yansıtan anaakım medyaya teessüflerimi sunuyor,

ailem ve arkadaşlarım haricinde, memleketime dair söyleyebileceğim en güzel şeyin yemekleri olduğu gerçeğine alışmaya çalışıyorum.

NOT: Resimdeki oğlanı internette 'içlik' yazarak buldum. En cevval, en dağlardelen, en benim diyen erkeği bile Borneo maymununa çevirebilecek iki kıyafet varsa bu âlemde, biri içliktir, diğeri de kilim desenli kazak. (Benim de vardı bu arada kilim desenli kazağım. Tek başına beş kilo çekiyordu, Sibirya soğuğu gelsin bana mısın demezdim onu giyince.)