23 Kas 2009

Danimarkalılar


Bugün 9 Ekim Cuma, burası Gorki Park. Akşam saat 4 civarı başlayan ve dağı kazmak suretiyle ancak ilerlenebilen çeviri macerası, birinci biranın bitmesine yaklaştığım 21:07 saati itibarıyla nihayete erme sinyalleri verse de, bu notun konusu bunu bildirmek değil. Daha ziyade o kendine özgü çılgınlığı ve biricikliğiyle Woolf'u çevirmenin yer yer yarattığı ilham akınlarından birini suistimal ederek şu ak wordpad sayfasına iki satır hikmet döktürmek, sonradan nerede kullanılacağı belirsiz üç fiyakalı cümle yazıp murada ermek. Erilen murat sayısını da not etmeli Amerikalı adını unuttuğumuz abinin kısa kısasını memleket kültürüne uyarlarken, "lokalize" ederken deyim yerindeyse. "Karam yağların güzelidir"in orijinali çalıyor sanırım Gorki'de, zemin hem çeviriye, hem de hikmet çiziktirmeye müsait. Çok yaşa Hasanım Ali, bu nota iliştirmeliydim Hasanım Ali'nin hangar gibi açılmış ağzımla okuduğum Uykuların Doğusu romanını. Şimdi o hikmet cümleleri gelsin, karam yağların güzelidir, karam yağların iyisidir..."


Danimarkalılar, ağızlarını yeni doğmuş kanarya yavruları gibi açarak hikmet beklerler, pazarlarında gülümseyen yüzler satılır, adalarında alâsı yetişir, bununla öğünürler. Tuhaftır Danimarkalılar, evlerinde duvarları boş durur, beyaza boyarlar evlerini ve üst üste koydukları sandıklardan envai çeşit mobilya yaparlar kendilerine. Ah Danimarkalılar, "vur ensesine al bilgeliğini" der onlar için komşuları, onlar için neler demez ki eski komşuları. Başına buyruktur, lanettir Danimarkalılar, zapt edemezsin, durduğu yerde durmamaktır milletçe şiarları. Bitkileri ayna, çiçekleri yüksük niyetine kullanır Danimarkalılar, onlardan sorulur düş ülkelerinin asayişi. Gözü açık uyur Danimarkalılar, en çok da bundan şikâyet ederler, uykuda görmekten. Gözleri çipil, yüzleri çilli, parmakları ince olur çocukken Danimarkalılar'ın, sonra büyüdükçe bal kovanı gibi olur sırtları delik deşik, pütür pütür pütürlenir yüzleri. Sütü sever sonra Danimarkalılar, inekleri ve koyunları, uçsuz bucaksız çayırları ve bacalarından kasvet tüten dağ kulübelerini. Bunlarda geçirir kimi Danimarkalılar hayatlarının son yıllarını, aç susuz yaşarlar, dağlara bakıp doyarlar, susuzluklarını bulutlardan giderirler. Böyledir Danimarkalılar, ser verip sır vermezler, yabancıları sevmezler, evleri dar, kalpleri ince, korkuları puf olur. Âlemdir Danimarkalılar, sorana âlemin sırrını verirler susarak.