21 Nis 2009

Alaman - 6


"Ya genel olarak Alman mutfağı, - onun kabahatleri sayılmakla biter mi hiç! Yemeklerden önce çorba - 16. yüzyıl Venedik yemek kitaplarında bile alla desca* dedikleri- , fazla pişmiş etler, yağlı, unlu sebzeler; mideyi bastırmak için o ağır hamur işleri! Bunlara bir de yaşlı Almanların - yalnız yaşlıların değil ya - o gerçekten hayvanca yemek üstüne içme alışkanlıklarını da katarsanız, Alman düşüncesinin nereden çıktığını anlarsınız: Bozuk bağırsaklardan..."

* Alman usûlü

Friedrich Nietzsche, Ecce Homo: Kişi Nasıl Kendisi Olur, YKY, Çev: Can Alkor, s.26

25 Mar 2009

Kibir

Haydar Ergülen, topu doksana bırakıyor:

"Şimdi 'yazı'nın kendisi bir 'büyüklenme' olarak algılandığı için, 'kibir' de yazının olmazsa olmazı, 'mukaddime'si, mütemmim cüzü gibi, yazının başında, sonunda, içinde-üstünde, ama mutlaka bir yerinde bir kabartma yazısı gibi duruyor. 'Kibri' geçebilirseniz şayet yazıyı da, hikâyeyi de, şiiri de okuyabiliyorsunuz. Bu bazen yazının kibridir, bazen de daha beteri yazarın, şairin kibri."

Aralık 2008, Varlık, Füruzan'la "Sevda Dolu Bir Gençlik"

5 Mar 2009

Anılar

İsim vermeyelim bir arkadaşıma anılarını yazmasını söylemiştim. O da yazmaya başlamış. Müsadesini almadan buraya koyacam valla, öyle vaâtkâr bir başlangıç ki:

Episode 1 : Omurca Çamlığı'nda 10 yumurtayı nasıl yidim? (Bu başlık daha önce moderatörce belirlenmişti.)

Episode 2 : Dedemin gaybolan camışı (Dedemin camışı gaybolduydu yıllar evveli, at sırtında 2 hafta köy köy gezip camış aradıydı. İki hafta sonra bacakları at sırtında köy köy dolaşmaktan ikiye ayrılmış bi vaziyette eve geldiydi. 'Dede buldun mu camışı?' dedimdi. 'O camışın taa anasını sikeyim' demişti. O anımı anlatcem size. Gerçi anlatmış gadar olduk.)

Episode 3 : Babamın siki. (Babamın sikini görmüştüm, o anımı da ayrıntılarıyla anlatacağım.)

1 Şub 2009

"Şiir Yazacaz"

2004 yılı olsa gerek, taşra hatırası:

10 Oca 2009

Ahmet Hamdi Bey'den mukavemet dersleri

"Zaten evde kadın bulunmadığını anlamıştım," dedi.

"Nereden anladınız?"

Genç kadın aynadan doğru cevap verdi:

"Eşyada mukavemet yok. Kadın olan evde bu kadar uysallık olmaz."


Ahmet Hamdi Tanpınar, Bütün Öyküleri, YKY, s. 153, Yaz Yağmuru

30 Ara 2008

Yeni yıl tebriği

Yeni yıl tebriğiniz Sinsırlı El Kohen'den geliyor:

The Music Crept By Us

İdarenin dikkatine
sunmak isterim ki:
içkilere su katılmış
vestiyerdeki kız
frengiden muzdarip
ve çalan orkestra da
eski Nazi canavarlarından mürekkep

Ama bu yılbaşı gecesi,
ben de ağız kanseri olduğum için
kâğıttan külahımı
tümörlü başıma geçirip,
dans edeceğim.

Leonard Cohen


Oricinal hali:


The Music Crept By Us

I would like to remind
the management
that the drinks are watered
and the hat-check girl
has syphilis
and the band is composed
of former SS monsters

However since it is
New Year's Eve
and I have lip cancer
I will place my
paper hat on my
concussion and dance.

17 Ara 2008

Abdullah Efendi

"Hakikatte Abdullah Efendi, ömürlerinin sonuna kadar kendileri olmaktan kurtulamayan, nefislerini bir an bile unutamayan, etrafındaki havaya kendilerini en fazla bıraktıkları zamanda bile, içlerinde, tıpkı alt katta geçen bütün şeyleri merakla takip eden bir üst kat kiracısı gibi köşesinde gizli, mütecessis, gayrimemnun ve zalim ikinci bir şahsın mevcudiyetini, onun zehirli memnun tebessümünü, inkâr ve istihfaftan hoşlanan gururunu ve her an için ruhu insafsız bir muhasebeye davet edişini duyan insanlardan biriydi. Ah bu ikinci Abdullah Efendi, bu üst kat sakini... Hayır, o kiracı değil, evin asıl sahibi, efendisi, hükümranıydı. Zavallı Abdullah efendi bu sessiz seyircinin bakışları altında hayatının her lezzetinin birdenbire zehir kesildiğini bütün ömrünce görecekti. Ah, onu uyutabilseydi, bir an için o sarhoş olsaydı! O zaman bütün işler değişecek ve Abdullah bu sofrada ve hayatın bütün sofralarında yepyeni bir adam olacaktı."

Tanpınar'ın Abdullah Efendi'nin Rüyaları adlı öyküsünden.

Ahmet Hamdi Tanpınar, Bütün Öyküleri, YKY, s. 22

16 Ara 2008

Amat


İhsan Oktay"i hayranlıkla takip ediyoruz, kitaplarını kutsal telakki edeceğiz kutsala inancımız olsa, o kadar. Amat’la birlikte Akdeniz’e açıldık dün, edebiyatın sularında zevkle yüzüyoruz, mavi turun en hasına biz çıkmışız sarı bir yeraltı treninin içinde seyretmemize rağmen.

Hayranlıkla, gıptayla, saygıyla ve zemberekten boşanmışçasına okuyoruz Uzun İhsan'ın romanlarını.

Not: İşten güçten uzun zaman eline kitap almayan bir arkadaş, bi şeyler önermemi istemişti edebiyata yeniden dönmek, kitapları yeniden sevebilmek için. Ne önereyim diye düşünürken, İzmir İletişim'de "Puslu Kıtalar Atlası" ilişiverdi gözüme, oracıkta aldırdım. Sonraki görüşmemizde ağzının suyu akıyordu, hemen koşmuş "Kitab-ül Hiyel"i almaya. Böyle de tılsımı var işte Uzun İhsan romanlarının. Bostanlı'daki evinden daha uzun yıllar bildirsin isterim.

19 Ağu 2008

Kaufman


Beat kuşağı şairlerinden olan Kaufman, 1963 yılında Kennedy suikastının ardından, Budist inançları gereği konuşmama yemini etmiş ve 1975 yılında, Vietnam savaşı bitene dek daha da azğını açmamıştır.

1975 yılında savaş bitince bir kafeye giden Kaufman, şu şiirle bozmuştur 12 yıllık suskunluğunu:

All those ships that never sailed
The ones with their seacocks open
That were scuttled in their stalls...
Today I bring them back
Huge and transitory
And let them sail
Forever

1 Ağu 2008

Ummana dalarken

4-5 sene önce bir yaz mevsimi, Finike yakınlarında bir koyda çekmiştim. Ummana dalan kişi ise, zaman zaman bu blogda konu edilen, kızı Karl Marx'ı ayı sanan arkadaşım.

Gençlik duvarları yıkıyor

- Yolculuk nereye?

- Berlin.

- Duvarı yıktılar değil mi?

22 Tem 2008

Günün istatistiği

Dünya "Afyon Kaymağı" üretiminin tamamı ülkemizde yapılmaktadır.*

* İsmet İnönü Kaymak Üretim Enstitüsü 2003-2008 Bülteni