27 Eyl 2012

Büyüklenmenin yeni şekli alçakgönüllülük


Yarım ağız bir sosyal medya kullanıcısı olarak kısık ateşte pişmiş bazı gözlemlerim var, sevgili Susuzörenliler. 

Kibir ve gösteriş, başta Feysbuk olmak üzere, sosyal medya varoluşumuzun hem yakıtı, hem son ürünü yerine geçiyor. Tabii bunun aşikâr örnekleri olan "bilmemnerde bilmemne keyfi" (bunun için bir algoritma yazsa aslında programcı abiler, basalım butona, rasgele versin mesela, 'barcelona'da kıymalı pide keyfi' / 'develi'de bubble tea keyfi' / 'beşinci caddede boğma rakı keyfi' gibi) formatında tivit sıçmaktan ya da 'bakın ne kadar eğlenceli bir hayatım var' alt metinli içmeli-sıçmalı feysbuk resimleri koymaktan söz etmiyorum. Bunun ardını deşelemek için dekodere falan da ihtiyaç yok. Orada zaten alan memnun satan memnun. Diğer yandan zaten bundan kaçamazsın da. Bizzat "profil resmi" denen kavramın varlığı bile sosyal medyanın bu kibir damarı üzerinden yürüdüğünü, seni de ister istemez oraya yönlendirdiğini göstermeye yetiyor. Bundan sen ben ve bizim oğlan âzade değiliz elbet.

Ama şimdilerde yukarıda sözünü ettiğim görgüsüzlük soslu kibrin hoş karşılanmadığı, alay konusu olduğu çevrelerde başka türlü bir büyüklenme biçiminin, başka türlü bir 'beni beğenin' feryadının devreye girdiğini görür gibi oluyorum. Bu etki en basit şekliyle kör gözüne, bodoslama bir alçakgönüllüğü övünmeye payanda ederek, bir nevi hançeri tersinden saplayarak sağlanıyor. Büyüklenmenin bu varyantında; hiç de cool, heyecan verici, seksi olmayan şeyleri yaptığınızı cümle âleme gönül ferahlığıyla, kaygısızca ilan ederek büyükleniyorsunuz.

Mesela; öyle rahat, öyle umursamaz, öyle cool bir insanım ki dün gece tek başıma sabaha kadar içip bokumda boğulmak üzereyken uyandığımı sosyal medyadan duyurabiliyorum. Bana ezik diyecekmişsiniz, anti-sosyal ya da yabanî diyecekmişsiniz; zerre umurumda değil. (Parantezsiz duramıyorum ama yeni Türkçe'de şu "ezik" kelimesi kadar nefret ettiğim bir kelime de yok. Kelimeden, her türlü çağrışımından, art anlamlarıyla vaz edilen o deli dolu yaşam tarzının kutsanmasından...)

Ya da erkekseniz eğer, tabiri affedin, 'götürdüğünüz' değil, 'götüremediğiniz' kadınların hikâyelerini anlatıyor, 'dünya zikime, minare götüme' fıtratında bir adam olduğunuz izlenimini veriyorsunuz. Kimsenin beğenmediği filmleri övüyor, herkesin tefe koyduğu bir ünlüye olan gizli sevginizi itiraf ediyor, eşek-bağlasan-durmaz mekânlarda yediğiniz akşam yemeklerini ballandıra ballandıra anlatıyor, dalgınlıklarınızı, gaflarınızı, başarısızlıklarınızı en ince ayrıntılarla tarif ederek hep aynı mesajı veriyorsunuz: Bakın bana, sizin kendinize bile itiraf edemediğiniz arızalarınızı ben cümle âlemin önünde anlatıyor, kendimle dalga geçiyor, sıfır komplekskli, şahane bir insan evladı olduğumu yüzünüze yüzünüze çarpıyorum.

Tamam, bunun içinde niyet okuma da var, çuvaldız batırma da var; ama az buçuk da hakikat yok mu?

5 yorum:

verbumnonfacta dedi ki...

her zamanki gibi zevkle okuduğum bu rehavet yazısı bana zosima'nın baba karamazov'a uyarısını hatırlattı:

"peder zosima sessiz sedasız, cümle arasında fyodor karamazovu uyarır: 'kendinden bu kadar utanma, çünkü her şeyin başlangıcı bu utanmadır.'

taşıdığı kötülük ve çirkinlikten şüphe duymadığımız baba karamazovun bunu kendisinin de dile getirdiği noktada, iyi bir hıristiyan olan peder zosima'nın diğer yanağını da uzatan yanıyla 'kendine haksızlık etme. özünde herkes gibi sen de iyilik ve güzelliğe sahipsin' uyarısı olarak okumuş, bunca zaman böyle bilmiştim.

ama bu defa bu değildi okuduğum...

umutsuzluk bir biçimde kibre benziyor ve kibirli insan kendini herkesten üstün görmekle, umutsuz insan ise kendisini herkesten aşağı görmekle yalnızca kendisinin isa'nın merhametine layık olmadığını ortaya koymaktadır.

dostoyevski burada narsizmin insana özgü kaynaklarını, kendimize ilişkin bir imgeyi korumak amacıyla nasıl kendimize yalan söylediğimizi ve nasıl da bu imgeyi kendini aşağılama pahasına bile olsa korumaya çalıştığımızı ortaya çıkarmıştır; çünkü kişi, kendini aşağılamakla gerçek benliğiyle yüzleşmeyi reddeder ve onu bağışlayacak kimsenin olmadığına inanır."

Plaza Gurusu dedi ki...

Güzel yazı...
Maalaesef o düttürü'lerden çok var etrafta.

Erkek Egemen dedi ki...

Var Rehavet Dayı var!

Daha bol ve sık deneme istiyoz.

gokhan dedi ki...

Tespitler doğru gibi duruyor ama bu durumda "normal" paylaşım ne olabilir? Abartılı eğlenceli hayat olmuyor, eziklik ile övünme de olmuyor. Herhalde sınav soruları ya da müdüründen yediğin fırça da olmaz. Peki sosyal ağlarda doğru ve düzgün paylaşım ne olacak?

Adsız dedi ki...

Vatandaş ölmüş, bitmiş, yarraa yemiş, siz milletin halleriyle daşşak geçin.

Nereye koşuyor bu gençlik anlayamadım gitti.