2 Kas 2011

İki Yüz Doksan Bin Mark

İki yüz doksan bin mark kardeşim. İki yüz doksan bin mark. Sen bir arada gördün mü o parayı? İki yüz doksan bin mark kaptırdım ben bu dinini siktiklerime.

Ne sövmeyecekmişim yahu? İki yüz doksan bin mark diyorum, iki yüz doksan bin mark. Altmış altıda geldim ben bu memlekete. Sıfırla geldim, sıfır. İt gibi çalıştım kardeşim. Yeri geldi bir iş yetmedi, ikinciye girdim, o da yetmedi haftasonları pazarcılık yaptım, o da yetmedi elâlemin bokunu temizledim. Hayatımı verdim ben bu memlekete. Ne için? Üç beş kuruş kazanıp dünyalığımızı yapalım diye. Çoluk çocuk rahat etsin, eloğlunun eline bakmasın diye. Vakti gelip de memlekete döndüğümüzde rahat edelim diye. Gidip köyüme camiî değilse bile, bir minare, bilemedin bir şadırvan yaptırayım; hiç biri olmuyorsa iki halı alıp yere serdireyim de cemaât kuru betona alnını koymasın diye. Ama ne oldu? Dini, ahlâkı, Allah’ı ağzından düşürmeyen aldı gitti bizim dünyalığı, biz de kaldık böylece ayazda kalmış bekçi yarrağı gibi.

Hiç yorum yok: