20 May 2011

Bi siktir git be Trier

Lars von Trier'in Cannes'da "persona non grata" ilan edilmesine neden olan meseleyi biliyorsunuzdur. Ben de tesadüfen bizim Samet'in yazıhanesinde denk geldim. Bir çayını içeyim diye uğramıştım, baktım bütün esnaf televizyon başına toplanmış Trier'in basın toplantısını seyrediyor. Terzi Sabahattin'i gördüm köşede, "Gel birader gel, senin Trier şirazeden çıktı," dedi. "Hayırdır," dedim. Şaşkın ileri geri konuşmuş "ben naziyim demiş, Hitler'i anlıyorum," demiş falan. Çaycının çırağı da bir süre durup olan biteni seyrettikten sonra, "Şah iken şahbaz olacak abi bu gerizekalı," dedi festivalden kovulacağını biliyormuş gibi. Samet de bunun üzerine, "Siktir et onu da ıhlamur nerde kaldı lan bizim?" diyerek meseleye noktayı koydu.


Şimdi diyeceğim şu, ben acayip gıcık oluyorum böyle heriflere. Bugün gazetede gördüm, filmde de oynayan, Trier'in arkadaşı, meşhur Alaman aktör Udo Kier, savunmuş dostunu. "O nazi falan değil, saçmalamayın" diyor. Muhterem, Fassbinder'e benziyormuş da. O da Fassbinder gibi provoke etmeyi seven bir tipmiş de. Fassbinder de zamanında anarşist olduğunu söylemiş falan. İkisi aynı şey sanki. Ben bu provoke etmeyi seven, yırtık dondan fırlar gibi çıkıp ipe sapa gelmez demeç veren sanatçı tipini sevmiyorum arkadaş. Trier'in, bir kısmını benim de sevdiğim güzel filmler yapmış olması ona böyle saçmalama hakkı vermiyor. Bir müzik dergisinde görmüştüm, adını da unuttum ama yeni çıkan "the"lı gruplardan birinin solistinin evinde fotoğraf çekimi yapmışlar. Herifin evinde böyle geyikli duvar halısı büyüklüğünde bir Mussolini posteri vardı. Neymiş, çok cool buluyormuş. Bir başka sersem de mesela giysi seçiminden ve cool duruşundan ötürü Kaddafi hayranı olduğunu söylemişti. Keza sevdiğim bir teorisyen ağabeyim olan Zizek'in de buna benzer bir Stalin takıntısı vardır. Evinde posteri varmış falan. Trier dahil hepiniz bi siktirin gidin arkadaşım. Bırakın bu sıradışı olmaya, cool görünmeye çalışan ergen liseli ayaklarını. Tamam biliyoz sen Nazi değilsin, öteki de Stalinist değil ama; bunların ve bunların kurup büyüttüğü rejimlerin kurbanlarının inim inim inlediği zamanların üstünden çok geçmedi. İnsanların acıları söz konusu olduğunda, sizin o "hiçbir şeyi siklemeyen, nihilist, anarşist, ajan provokatör" sanatçı ayaklarınız, kargaları güldüren "ben aslında ironi yapmıştım" savunmalarınız bana öyle bir dokunuyor, öyle bir yalan geliyor ki, geçmişte verdiğim şiddet aleyhtarı demeçleri unutup Hasan'ın kahveden adam toplamaya gidesim geliyor. Hitler'i anlıyormuş haspam... Ekşi Sözlük'te falan kendini kanıtlamaya çalışan, dünyadan habersiz, neo-faşist ergenler gibi. Bir de böyle eline fuck falan yazdırmış, tam bir gerizekalı.

(Festivalin aldığı kovma kararı başka tartışma konusu yalnız. Bu kararı onayladığım ya da savunduğum sanılmasın.)

Cüneyt'in dediği gibi: "Döverim len seni. Hepinizi döverim."


4 yorum:

Deli Anne dedi ki...

Hiç olmazsa tutarlı olaymış.. o zaman saygı bile duyabilirdim.. insandır, olabilir dersin. Ama bi de ki ben naziyim bi de ki ben yahudiyim.. severdim ben de üstelik epeyce..

"Bir de böyle eline fuck falan yazdırmış, tam bir gerizekalı." şuna bittim yalnız:)

Adsız dedi ki...

Trie'nin de çok sikindeydi afedersin.

Cannes'ın takım elbiseli dallamaları bu herifi iki sene evvel istenmeyen adam ilan etmişti zaten gayri resmi olarak. Yan çizmesine bile gerek yokmuş. Kafam iyiydi, aklıma geldiği gibi konuştum, tabularınızın amına, Cannes'ın da de götüne korum, boyalı medya bunu yazsın deseymiş daha isabet olurmuş. O ayrı.

Zizek Mizek deme bari. Google keşler, anlayan biri denk gelir, senin gibi konformisti tutar şuracıkta götünden tavana asar Allah muhafaza.

Rehavet dedi ki...

deli anne, trier'i ben de severdim aslında da böyle işte marjinal sanatçı saçmalamasına gelemiyorum.

adını bırakmayan aslan parçası, trier öyle demiş olsaydı isabet olurdu haklısın da, senin dediğin gibi takım elbiselilerle derdi olan adam bi kere baştan filmi cannes'a sokmaz öyle değil mi? hem de iki yıl önce istenmeyen adam ilan edildiği cannes'a...

öte yandan madem böyle çemkirecen, bari yalan da olsa bir isim falan bıraksaydın, muarızın kim olduğunu, meşrebini bileydik be koç yavrusu.. bayağı heyecanlı bi delikanlıya da benziyorsun, iki lafın belini kırardık.. hem zizek konusunda aydınlanır, klavyelerin gayrıkonformist, öfkeli gencini de yakından tanımış olurduk...

Adsız dedi ki...

'Kendimi uzun sure Yahudi sandim..megerse Alman hem de Nazimiymisim' diye baslayip 'peki tamam Nazi'yim' diye biten konusmasinda adam ideolojik gorusunden degil, film cekme ve calisma pratiginden bahsediyor. Zira von Trier'in oyuncularina ve film ekibine alisilmisin otesinde sert, zorlayici ve talepkar davrandigi bilinir (bilmeyenler icin bknz dogville filminin belgeseli) O da bu durumu ingilizce'de de obsessif olcude talepkar insanlari anlatmak icin kullanilan Nazi tabiriyle ifade etmis. Konusmanin hicbir bolumunde soykirimi olurlamadigindan, sonradan sanki boyle yapmis gibi anlasilinca duzeltip aciklama yapma ihtiyaci hissetmis. Aradaki Hitler, Breer, Israil gondermelerini de biraz daha dikkatli dinlemek lazim. Bir mimar hem Nazi hem de mesleki pratiginin belli noktalarinda tarihsel anlamda onemli kisi olabilir. Hitler canavarca bir tahayyulle milyonlari yeryuzunden silmis ama patolojisi anlasilir (katilinir demiyorum) bir insan vakasi olabilir. Israil'i bir dert olarak gormek demek anti-semit olmak demek degildir. Zizek soytarisinin Stalin sevdasiyla von Trier'in Nazi referanslarini ayni kefeye koymanin anlami yok.

t.