14 May 2011

Ak Gürültü

White Noise / Don DeLillo

Ölüm korkusu üzerine yazılabilecek en eğlenceli kitaplardan biri olsa gerek. Bay Don DeLillo (50'li yılların edebiyat eleştirileri böyle genelde, "Bay Nurullah Ataç son yazısında..." falan diyolar, çok şirin) Amerikan banliyosunu, sıkıcı üniversite kasabasını, kaygılı Amerikan psychesini, üst-orta sınıf ve üst-orta yaşlılarının yakasına sülük gibi yapışan angstı katran karası bir mizah duygusuyla anlatıyor.

Şu da var zaten; Updike, Roth, Mailer, DeLillo gibi çağdaş Amerikan edebiyatının has romancıları "adabına uygun" kitaplar yazıyorlar. Süte su katmıyorlar. Gerek gelişmiş sinema kültürü, gerek yayınevlerinin dayattığı sıkı, tavizsiz, sokulgan editoryal süreç, gerekse de bütün bu "yaratıcı yazarlık" terbiyesi; hikâyenin ve kurgunun her daim kaya gibi sağlam olmasını sağlıyor. Teğelleri atmıyor adamların yazdığı romanların, hikâyenin kıçı başı oynamıyor. Kötü Kundera ya da Woolf imitasyonları okumaktansa, yüzeyde onlar kadar derinlikli görünmediği halde hikâyesini dürüstlükle anlatan bu adamları yeğlerim ben. Roman, aklınıza gelen her şeyi içine sokuşturabileceğiniz bir potlaç merasimi, bir hediye kolisi, bir Karamürsel sepeti değil ki, ekleyerek değil eksilterek yazılıyor meret...

Romanın akademisyen kahramanlarından Elliot Lasher'in, meslektaşı Alfonse Stampanato'ya yönelttiği ahiret sorularıyla bitireyim:

Who was the greatest influence on your life?

Did you ever spit in your soda bottle so you wouldn't have to share your drink with the other kids?

How old were you when you first realized your father was a jerk?

Did you ever get an erection from a dental hygienist rubbing against your arm while she cleaned your teeth?

When you bite dead skin off your thumb, do you eat it or spit it out?

Do you ever close your eyes while you are driving on a highway?

How much pleasure did you take as a kid in imagining yourself dead?

3 yorum:

Adsız dedi ki...

Reha Bey, zevkle takip ediyoruz. SeksPir için demişler, ''önüne gelen herkesin onun çok iyi bir yazar olduğunu söylemesine rağmen çok iyi bir yazar''.

iyi bir blogunuz var. Takip edenler, önüne gelenin iyi bir blog demesine aldanıp gitmesin, hakkaten iyi bir blog.

Rehavet dedi ki...

Eyvallah, teşekkür ederim. Sekspir de tabii, yedirmeyi içirmeyi seven, başarılı bir yazar ağabeyimiz. Ona milletçe en güzel selamı Othello'yu "Arabın İntikamı" diye oynayarak çakmıştık zamanında.

Laçin dedi ki...

"When you bite dead skin off your thumb, do you eat it or spit it out?"

Bunu her yapışımda ben de düşünüyorum, yesem mi tükürsem mi diye. İnsan öyle hemen karar veremiyor tabii.