8 Eyl 2010

Referine referine referine bandum

Bu iğrenç başlıktan ötürü özür diledikten sonra evet/hayır/boykot seçeneklerine dair akıllı uslu gerekçeler üreten, polemik yaparken ağzından köpükler saçmayan, muarrızının niteliğine değil mazrufa vurgu koyan üç yazıya bağlayayım ilgileneleri.

- Ahmet İnsel, Radikal'deki köşesinde "yetmez ama evet"çi pozisyonu sarih biçimde açıklıyor.

- İsmet Akça, Mesele dergisinde yayınlanan yazısında, anayasa değişikliği paketini sol bir perspektiften deşeliyor ve neden hayır denmesi gerektiğine dair akıllı uslu gerekçeler sıralıyor.

- Üstteki yazının kamuya ulaşmasını sağlayan kıymetli insan Emrah Göker ise 12 Eylül'de neden sandığa gitmeyeceğini anlatıyor.

(Bu arada memleketin en kıyak sosyal bilimcilerinden biri olan Emrah Göker'in bloğunu şiddetle tavsiye ederim. Ekşi Sözlük'ten bilenler bilir zaten, bilmeyen de bu vesileyle öğrenmiş olsun. )


Son olarak referandumla ilgili "köylü görünümlü elitist" akraba yorumu:

- Dayı sen ne vericen referandumda? Evetçi misin hayırcı mı?

- Dayım ben referanduma garşıyım. Memleket meselesini halka sormak en büyük kepazeliktir. Ben dahil bizim halk olduğu gibi gabazeyndir, meytambaldır. Söz temsili, daha iki eliynen bi sikini doğrultamayan Gapçık Cevat'a memleket meselesi mi sorulur Allah aşkına? Cevat'ın yönettiği memlekette ot bitmez be...

Hiç yorum yok: