25 Eyl 2010

Mutenalaş(ma)!


Tophane baskınından sonra uzun zamandır İstanbul'a da musallat olduğu halde pek tartışılmayan "mutenalaştırma" hamleleri de gündeme gelmiş oldu. Mutenalaştırma Berlin'in de favori tartışma konularından biri ve buna yönelik ciddi bir tepki de var. Bilenlerin Cihangir'e benzettiği Prenzlauer Berg, 19. yüyzılın sonlarında sanayi devrimiyle birlikte şehre akın eden işçilerin iskan edildiği boktan apartmanlarla dolu bir semt olarak başladığı hayatına Doğu Almanya döneminde kıyıda köşede kalmış bir orta sınıf semti olarak devam ettikten sonra duvarın yıkılmasıyla birlikte üstüne nur yağan, önce sanatçıların, punkların ve solcuların akın ettiği, sonra üst sınıfların ve yuppielerin mesken tuttuğu ve semtin gerçek sakinlerini kovduğu bir Cihangir muadili durumunda. P.Berg elden gitmiş olabilir ama mutenalaştırma karşı mücadelenin şimdiki cephesi benzer bir dönüşümü yaşamakta olan Friedrichsain semti. Türk mahallesi Kreuzberg'in yanıbaşında bulunan bu eski Doğu Berlin semti, bundan beş sene önce bakımsız apartmanları ama alternatif yaşam tarzı ve ucuz kiralarıyla tam bir öğrenci ve işçi semti iken şimdilerde kiraların arttığı, ardı ardına şık dükkanların ve eğlence yerlerinin açıldığı, buna bağlı olarak da uzun zamandır orada yaşayanların hafiften bavullarını toplamaya başladığı bir yer durumunda.

Buna karşı yazıp çizerek ya da kamuoyu yaratarak mücadele edenlerin haricinde Hedonist International adında doğrudan eylem yanlısı bir inisiyatifimiz de var. Bu Hedonist abi ve ablalarımız, Friedrichsain'da şu anda boş olan ve kirasının yüksek olduğunu düşündükleri daireleri görmek için müşteriymiş gibi randevu alıyorlar ve sonra randevu gününde kalabalık bir ekiple gidip evi işgal ediyorlar, çırılçıplak soyunup bangır bangır müzik çalıyorlar ve böylece mutenalaştırmayı protesto etmiş oluyorlar. ('Aklının sapını ziktiklerim, sizin protesto şeklinizi yiyeyim, apolitik şaşkın avrupamerkezci dingil küçük burjuvalar sizi' dediğiniz duyar gibiyim ki büsbütün haksız olduğunuzu da söyleyemem. Bu şenlikli muhalefet ve Seattle ruhu iyi güzel de, iş bazen çığrından çıkıyor, mevzunun ekseni muhalefetin kendisi olmaktan çıkıp eğlenmek haline geliyor sanki. Hedonizme eyvallah ama tatmin amaçlı muhalifçilik oyunları tat vermiyor, yemeği kokutuyor...) Yine de dileyen girsin Hedonist International'in sayfasına, Paris, Hamburg ve Zürih'teki benzer grupların direniş şekillerini de incelesin deyip Berlin'le ilgili son bir not düşeyim.



Friedrichsain ya da Prenzlauer Berg'teki yüksek kiralardan şikayetçi olan bu gençlerin isyanını elbette anlıyor ve hak veriyorum. Ama içlerinde illa ki gözde, illa ki cool, illa ki biri sorduğunda hava basarak telaffuz edebileceği bir semtte yaşamak uğruna zaten sınırlı olan bütçelerini heba eden ya da orada yaşayamadığı için isyana kalkışan etiketçiler de var ki, onlara gıcık oluyor, onların enayilik yaptığını düşünüyor ve onları Berlin'in Keçiören'i ya da Kocamustafapaşa'sı yerine geçen yiğit yurdu semtimiz Wedding'e davet ediyorum. Lan oğlum sizin mahallede 1200 oyroya oturduğunuz, bulmak için aylarca sıra beklediğiniz, tutmak için emlakçıya komisyon, evsahibine de deve yüküyle kaporo ödediğiniz dairenin muadiline bizim komşu çocuklar ayda sadece 500 oyro veriyor, Allah'ın salakları. İki semtin arasındaki mesafe de bir kilometre bile değil. İstanbul ölçeğinde şöyle anlatayım. Sırf "Cihangir'de oturuyorum" diye şişinebilmek için Tophane'de kirası 500 olan ve Cihangir'e bir sigara içimi mesafede bulunan evin muadiline ayda 1500 lira ödüyorsunuz. Ha Türkiye'de Tophane'nin dokusuyla Cihangir'in dokusu bir olmadığı için, bir gece ansızın milliyetçi mukaddesatçı Tophane delikanlıları saldırıp gözünüze biber gazı sıkmasın diye böyle bir tercih yapabilirsiniz ama burada öyle bir tehlike de yok. Biz Türkler olarak, ahlaksız Almanlar'ı ellemiyoz valla, herkes dilediğince yaşıyor. Ayrıca bizim mahalle bile mutenalaşmaya başladı son zamanlarda, yakın zamanda Arap berberle, Türk kahvesinin arasında alternatif bir cafe açıldı. Geçen hafta uğradık, kutladık, hayırlı olsun dedik. (Batı dillerinde "hayırlı olsun" ve "kolay gelsin" gibi tabirlerin muadilleri yok ya, sinir oluyom ben buna. Mahalleye yeni dükkan açılsa mesela gidip "Hayırlı olsun Güntherim, Allah bereketini içine versin" diyemiyorsun.)

Çok yazmışım lan yeter. Şimdi her şeyin butiği moda, Türkiye'ye yerleşince Cihangir'e butik butik açıcam. Sadece iki tane tişörtle bir tane atkı satılacak. Bittikçe yenisini getirecem. Paraya para demiycem.

2 yorum:

Erkek Egemen dedi ki...

Evvelâ: Bu Berlinli küçükburjuvalar bunu İstanbul'da misal Maçka'da, misal Kalamış'taki tahminen Kemalist bir evsahibine yapsalar görürlerdi anasının örekelerini demek istiyorum. Hani evsahibi Allah ne verdiyse dalmasa polisler gelir o arkadaşları bir güzel hizaya sokardı. Bu açıdan memleketimi seviyorum.

Dediklerinde de haklısın Rehavet Kardeş. Berlin gibi dokunun, binanın neredeyse aynı olduğu, homojen bir kentte 1 km. mesafe için 500 euro fazladan ödemek saçma. Ama iş İstanbul gibi depremin Demokles'in kılıcı gibi tepede beklediği, inşaat, izolasyon, konut, doku kalitesinde inanılmaz farklıklıkların yaşandığı, saçmasapan bir kente gelince işler değişiyor tabii ve zite zite eşek yüküyle parayı veriyorsun. Ben İstanbul'da mutenalaşmanın çok daha somut ve makul gerekçelere dayandığını düşünüyorum ve iki şehir arasında fazla benzerlik kurmanın haksızlık olacağını düşünüyorum. Bir zahmet Cenevizlilerden kalma surun dibindeki art nouveau apartmanda şu hayvanlıkta http://www.vimeo.com/6321780 arkadaşlar yok paraya, binanın mimari özelliklerini tahrip ederek ve kent hayatına kendi lanet olası ayılıklarını sıvayarak yaşamayabilemesin.

Adsız dedi ki...

erkek egemen mide bulandırıcısın. somut ve makul gerekçelerini seveyim senin, memleket sevgini de seveyim.