13 May 2010

Yaşa Le Carre

Sıkıntılı zamanlarımda üst üste üç tane Le Carre çaktım, nasıl açtı, nasıl iyi geldi biliyo musun? Hele o "A Perfect Spy" yok mu, üstadın olgunluk dönemi değil "azgınlık" dönemi romanı adeta. Londra'dan Bern'e, Viyana'dan Korfu'ya gide gele götün düşüyor , beşer karış açılıyor ağızların da kapanmak bilmiyor. Casus romanı deyip geçeni, burun kırıvıp, dudak bükeni Hasanpaşa tüfeğiyle kovalarım bak... Gam keder bırakmadı lan, daha ne olsun!

(Bak gizli kapaklı iş çevireceksen, belge teslimatı yapacaksan, ortağınla aynı oyuna bilet alın. İkiniz de birer keman kutusuyla gidip, kutuları vestiyere bırakın. Sonra salonda ışık sönünce vestiyerden aldığınız numeroları değişin. Sen sağ, o selamet.)

Çarşıdan aldım bir tane, eve geldim sıfır tane. Nedir bu?
Sıcak pazar ekmeği.

Bisikletle eve giderken aldım bir tane, eve geldim depozitosu. Bu nedir?
Buz gibi Alaman birası.

Başta bizim çizgi filmi karakterini andıran dışişleri bakanı olmak üzere, tehcir söz konusu olduğunda "Biz de Sarıkamış'da ya da Balkanlar'da ağladık" diye karşı argüman geliştiren organizmalar var ya, Ermeniler'i kıranla, Sarıkamış'tı kendi askerini kıranın aynı adam olduğunu, "Askeri kırdıran Enveri Paşa" diye türküler yakıldığını bilmiyor olabilirler mi. Sivil nüfusa yönelik planlı eylemle, savaşta gerçekleşen kaybı nasıl bir tutuyorsun lan aymaz? Hiç mi tarih-coğrafya öğretmediler, hiç mi insanlık öğretmediler sana?

Dağılabilirsiniz...

Hiç yorum yok: