20 May 2010

4

Dimdik, belçıkaran cinsten bir yokuş. Yokuşun sonu deniz, ama biz yokuşun tepesinde, kapalı siyah bir kapının önündeyiz. Sabah vakti ve önünde durduğumuz siyah kapının arkasından bangır bangır bir müzik (Joy Division?) duyuluyor. Yokuşun aşağısından, üç tane orta yaşlı adam yaklaşıyorlar oflaya puflaya. Üçü de üstlerine bir hayli bol gelen, çuvalı andıran, koyu renkli takım elbise giymişler. Üçü de şişman. Ellerinde çantalar var, bürokrat ya da memur olduklarını anlamak zor değil. Hiç konuşmadan, binbir güçlükle, hatta ara sıra durup dinlenerek tırmanıyorlar yokuşu. En sonunda o siyah kapının önüne varıp, duruyorlar. Birbirlerine bakıyorlar, bir tanesi, "Burası," diyor. Diğerleri başıyla onaylıyor. Durup ceplerinden çıkardıkları kumaş mendillerle eşzamanlı bir biçimde terlerini sildikten sonra, kapıya en yakın olanı zile uzanıyor.

Hiç yorum yok: