14 May 2010

2

Kıyıda demirlemiş bir yolcu vapurunun içi. Vapur hafif hafif sallanıyor, sanki her an harekete geçecekmiş gibi ama beklenen hareket bir türlü gerçekleşmiyor. Pencerelerinden vuran sabah güneşinin doldurduğu iç taraftaki kabinin iki farklı ucunda, birbirlerini görecek şekilde oturmuş olan ama birbirine hiç bakmayan iki kişi var. Güneşin vurduğu pencerenin önünde oturan orta yaşlı, irikıyım adam pencereye yerleştirdiği aynaya dönmüş traş oluyor. Omzunda havlu, yanıbaşında traş bıçağını sokup çıkardığı, içi su dolu kocaman bir şarap kadehi, yüzü ifadesiz. Sanki o vapurda yaşıyormuş, bütün ömrü orada geçmişçesine rahat görünüyor. Vapurun öbür köşesinde ise bir kadın var. Yüzü adama dönük olduğu halde, gözleri başka yerde. Gamlı, hüzünlü bir hali var, gözleri bomboş bakıyor. Güneşe rağmen kahverengi paltosunu çıkarmamış, omzunda çok şık bir şal var. Vapurun düdüğü ötüyor sonra, ama vapur hareket etmiyor.

Hiç yorum yok: