11 Mar 2010

Yaz bahar

Vallahi hiç yazasım yok. Hırt oldum, yabanî oldum, ev hayvanı oldum iyice, biri monitörden fırlasın, Peru'ya falan götürsün beni. Gabriel diye bi eleman vardı Kolombiyalı, matematik okuyordu, caz dinlemeye falan gittik birkaç kez. Güleç yüzlü, aklı başında, düzgün bi oğlandı. Bi gün ben öylece kütüphanenin merdiveninde oturmuş cıgara içerken, "Hacım senin halinde tavrında bir şüphecilik var," diyerek söze girmiş, karakterimle ilgili şimdi hatırlamadığım bir analize girişmişti. Gabriel'in anlatmaya çalıştığı buydu işte. Şu beş dakikanin içinde yine ucundan döndüm bloğu internet çöplüğüne göndermenin... Ne yapıcaz Gabriel? Bu gemi ne zaman gidecek?

Keşkek yedim lan, çok güzel oldu. Graham Greene, "İstanbul Treni" diye roman yazmamış mı meğer? Kozmos acar çarptı, iki elim yakanda Reha. Bahar gelir gibi oldu, sonra siktirip gitti. Eskiden sıskalık fakirlik göstergesiydi, şimdi fakirler hep şişman, zenginler bir deri bir kemik. Küreselleşme bu olsa gerek. Kitap gelecek, az kaldı. Ev çok toz oluyor, bir gün altından kalkamayacağız diye korkuyorum. Acıktım.

2 yorum:

Adsız dedi ki...

lütfen bloğu çöpe atmayınız. severek okuyoruz.ısrarla yeni yazılar isriyoruz.

PVH dedi ki...

Aman Rehavet gonderme blogu bir yere de en azindan keskek yemissin. Onu yiyemeyen de var misal, bunlari dusun. Yani dusun iste yabani, hirt olmussun amma keskek de yiyemiyorsun. Oyle adamlar var valla bak. Bi arkadasim.