5 Oca 2010

Nikbinlik

Muhtardan kötümser kâğıdı alsak, sonra o kâğıtla ilgili birimlere başvursak, nikbinlik bölge müdürlüğünde bir dayımız olsa, o dayı bize torpil yaptırsa, işlemlerimiz öne alınsa, nikbinlik dağıtımı yapan güleç yüzlü memure ablamız, kakülünü düzeltip, “Beyfendi sizin belgeleriniz eksik, ayrıca tipinizi de beğenmedik, size nikbinlik veremeyiz,” dese, biz de bunun üzerine rezalet çıkarsak devlet dairelerinin en pembesinde, “Hanfendi bugüne kadar hep kaçtık devlet dairelerinden, tüm dairelerden aslında. Götümüzü dayayacak bir köşe aradık hep, gelemedik dairelere, temkin tedbir ihtiyattır ailece en mümeyyiz vasıflarımız. Yılların bungunluğunu atıp adım atmışken buraya, yaraşır mı bu yaptığınız?” deyip şarlasak hanfendinin en mor tayyörüne. Sonra apoleti sümbül, rozeti karanfil güvenlik görevlileri peydah olsa birdenbire, “Beyfendi ısrarcı olmayın, akıllı olun, taşıyamayacağınız nikbinliğe talip olmayın. Yoksa zor kullanmak zorunda kalacağız,” diye paylasalar bizi. Biz başımızı önümüze eğip, “Eee peki o zaman, bir başka bahara,” deyip mahsunlaşıverince, en mor tayyörlü memure ablamız, “Bakın nasıl da yola geldiniz. Kaşla göz arasında alıverdiniz istediğinizi,” dese...

Dese ne demese ne.

3 yorum:

Sedat Y. dedi ki...

kelimeler harika şekilde bağlanmış.

Adsız dedi ki...

Kopf hoch Rehavet!
Warte ab, das neue Jahr hat gerade erst angefangen.

Aber als ich deinen Text gelesen habe, hatte ich so eine bedrückende Erinnerung wieder, von einer türkischen Botschaft, wo ich vor Jahren einmal war.

Grüße

Sara

NYG dedi ki...

çok "cici" bir yazı olmuş..