16 Mar 2009

Şeker gibi müze


Her şeyin müzesi var bu Berlin'de, şekerin de. Kaç zamandır radarımızdaydı kıymetli zevcem ile, en sonunda gittik gördük ve Atatürk'ün dediği gibi, gördüklerimizden çok memnun kaldık.

Tabii Berlin'e "Şeker Müzesi" yapmaları boşuna değil. Zira dünyada şeker pancarından şeker üretimi ilk kez Berlin'de gerçekleşiyor ve üretimi yapan bilim adamı, 'Kralım, tatlı yiyelim tatlı konuşalım' diyerek söz konusu ürünü 1799 yılında Prusya Kralı'nın önüne koyuyor. Daha sonra bir Şeker Sanayii Enstitüsü kuruluyor ve 1904 yılında şimdiki binasına taşınan Enstitü'ye bir de müze ekleniyor. Şekerin tarihinden tut, hammadesinin yetiştirmesine, üretimine, şeker fabrikalarının çalışma mantığına dek her şey var müzede. Ben tabii memleketimizi ilgilendiren kısımları fotoğraflamayı tercih ettim.

Üstteki resim gayet açık zaten. Yandaki şekerden Atatürk portresini, Eskişehir Şeker Fabrikası, 1969 yılında fabrikadaki küp şeker tesisinin yapımında emeği geçen Prof. H.J. Delavier'e hediye etmiş.

Aşağıdaki dünya şekerleri arasında ise sol üst köşedeki Migros şekerine dikkatinizi çekerim.


Bu da müzenin tam karşısındaki Kral Disko. Hiç gitmedim ama metrekareye düşen yumruklaşma sayısı bakımından Berlin'den başı çektiğinden ve Duvara Karşı'da Birol Ünel'in hacamat olduğu diskodan hiçbir farkı olmadığından eminim.

Neyse, tatlı yazdık, tatlı bağlayalım. Buyrun Türkiye'nin ilk şeker fabrikasının kurulduğu memleketimden bir kabak tatlısı hikâyesi:

Efendim Uşak'ın bazı köylerinde bir âdet var. Düğünlerde, damadın girmeden önce iç etmesi için gerdeğe girilecek odanın önüne bir miktar kabak tatlısı konuyor. Hesapça, oğlana güç kuvvet verecek bu tatlı, gerdek müessesinin kazasız belasız atlatılmasına katkısı olacak. İşte o köylerden birinde gerçekleşen düğünün sonunda damadın kabak tatlısı kapının önünde hazır ediliyor. Gelin görün ki, damat beyimiz kapıya vardığında kâsenin boş olduğunu, tatlıyı başka birinin yediğini görüyor. Her nedense bu olaya fena halde içerleyen, küplere binen bu delişmen damat boş kâseyi görünce şu beyanatı vermekten kendini alamıyor:

"Arkadaş gabak datlısını kim yidiyse, karıyı da o sikecek!"

Ve çekip gidiyor...

2 yorum:

Adsız dedi ki...

Olmamış be hemşeri.Bunu olsa olsa bir Temel yapar,bizden çıkmaz böle adam,neye şaştın neye yenildin bilemedim.

Gezgiçler dedi ki...

10 yil Berlin de yasayipda gezmek kismet olmamisti bu müzeyi. Sayenizde görmüs oldum...