16 Eki 2008

Mimoza'da Elli Gram


Cemil Kavukçu'nun "Gamba" adlı romanı hakkında buralarda bir yerde sert bir şeyler yazmıştım, romanı beğenmediğim için değil, Kavukçu'ya yakıştıramadığım içindi.

Neyse ki son öykü kitabı "Mimoza'da Elli Gram" tam zamanında çıktı geldi. Yine bildik izleklerini takip etmesine rağmen, bu kez bambaşka bir paketle karşımızda Kavukçu. Öyküler birbirine bağlanıyor, roman niyetine de okunabilecek bir kitap. Gerçek hayatta yansımasını bulan bir dizi öyküden oluşuyor, hikâyesi anlatılan (mı?) Cemil Küçükfilibe'nin desenleriyle kendinizi Mimoza'da buluyorsunuz. Kanlı canlı karakterler, nefes kesici ortam tasvirleri, kararında bir anlatım; öykücülüğün, ince işçiliğin doruklarında gezinen bir eser. Benim, bu kitabı hakîki bir yürek kıyılmasıyla okumak için kendime göre sebeplerim vardı ama bu sebepler olmadan da herhangi bir edebiyat sever için ziyafet yerine geçebilecek nitelikte bir kitap bu.

3 Adam

Türk ve dünya edebiyatında sevdiğim, esinlendiğim, böğrüme tekme yediğim çok sayıda yazar var. Ancak geriye bakıp düşününce, kendime göre iddialı olan şu beyenatı verebiliyorum: Şu üç adamın yazdıkları olmasaydı; ne siz bu blogu okuyor olurdunuz, ne de ben, ben olurdum:

Vüs'at O. Bener / Oğuz Atay / Cemil Kavukçu

Hiç yorum yok: