8 Mar 2008

Kırmızı tuborg

Kırmızı tuborgun yeniyetme efsanelerimizdeki müstesna pozisyonundan mı söz etsek, votkası fazla kaçmışlığının sebep olduğu ispirtosuluğundan mu, yoksa alet olmaktan bıkıp kaldıraç olmaya evrildiği tarih kesitinin genç dimağların kendinibilirlik haritasındaki kırmızıya boyanmış, insanlık için küçük topoğrafya için büyük, özerk bölgesinden mi? Efes extrayla yarıştırıp köylülüğünden, yontulmamışlığından, toplumsal tutkallığından mı dem vursak, yoksa bildiğimiz birayla kıyaslayıp körpeliğimize attığı kıvrak çalımlardan, kurnaz el enselerden mi dalsak meseleye? Mavinin kırmızıya nazaran ferahlatıcılığının yaş geçtikçe idrak edilen büyüsünü teslim edip, kırmızının durduğu yerde duramamazlığının fişteklediği ekseninden öteye hükmü olmayan delişmenliğin sahte avutuculuğuyla mı selamlasak kızıl tuborgu? Her durumda, Edip Amca'ya mı kulak versek:

Bir şey hızla duruyor
Bir uçak sanki bin uçak
Bir gün öğleden sonra her gün öğleden sonra

Hiç yorum yok: