22 Oca 2008

CÖNK - 2

Avustralya Açık başladı, gümbür gümbür devam ediyor. Münasebetsiz saatlerde televizyon seyretmek de tenis-severliğin ceremesi işte. İlk turlarda, yerel saatle sabaha karşı saat 4:40'da biten bir Hewitt-Baghdatis maçı oldu mesela, akıllara zarar. Sırbistan'dan gelen, Nietzsche, Goethe ve Dostoyevski hayranı gözlüklü bir çocuk az daha dünyanın en kusursuz sporcusu olan Federer'i alt ediyordu, çocuğun adı Tipsarevic. Hiç sevmediğim Roddick ilk turda eleniverdi, içimin yağları eridi. (Roddick'i eleyen Kohlschreiber sonra gitti pisi pisine elendi Nieminen denen yavşağa, hem favorim gitti, hem paralarım.) Kadınlarda ise Petrova ve Kuznetsova gibi iki favori erkenden devrildi. Henin yine götürecek herhalde. Ama dikkati çeken gençler de yok değil. Venüs'e kök söktüren Domachowska, sonra tabii yoluna devam eden Radwanska ve artık tam anlamıyla olgunlaşan İvanoviç. Ama neticede herkesin kafasındaki soru: Federer bu kez yenilecek mi? (Tipsarevic bunun en azından teoride mümkün olduğunu gösterdi...)

Almanya'da Hristiyan demokratlar, işin demokratlık kısmından komple uzaklaşmaya başladı. Hesse eyalet valisi, son zamanlarda seçim kampanyası dahilinde doğrudan Türkler'i ve diğer yabancıları hedef alan sözler sarf etmeye başladı. Merkel de üstü kapalı destek veriyor. Yılbaşından önce Münih'te 70'lik bir Alman'ın, salak bir Türk'le aptal bir Yunan tarafından (ne güzel Türk-Yunan kardeşliği değil mi?) saldırıya uğraması aradıkları malzemeyi verdi sağcı politikacılara. İş banyo küvetinde kesilen kurbanlara kadar geldi, Schröder döneminde rahatlığa alışan Türk toplumunun az daha ses çıkarması gerekecek. İşten güçten fırsat bulursam, ayrıntılı yazıcam.

"Brassed Off": Sosyal içerikli, şahane İngiliz filmi, bu film üzerinden bando filmlerine ve sosyal içerikli İngiliz filmlerine değinmek gerekiyor. Bizde biliyorsunuz, Cem Yılmaz'dan sonra mesaj vermek yasaklandı. Oysa zamanında Levent Kırca'ya bırakmak yerine İngiliz toplumcuları gibi incelikle yapabilseydik bu işi, apolitiklik bu denli moda olmazdı. Adamlar Thatcher döneminin dalağını yararken, biz Özal dönemini Çıplak Vatandaş ve Banker Bilo serisiyle geçirdik.

Hrant Dink öleli bir yıl oldu, esir alınan sekiz askeri herkes unuttu, çocuklar kanlarıyla bayrak yapmakla meşgûl... Türkçe'nin en oturaklı sözcüklerinden biri olan "Memleket" büyüsünü yitiriyor her geçen gün, sıradanlaşsa yine iyi, soluklaşıyor, başkalaşıyor, anlamını yırtıcı kuşlara rehin veriyor.

1 yorum:

Ömer Faruk Özer dedi ki...

Kanlarıyla bayrak yapan gençler bizim oralı. Haberi okuyunca hiç şaşırmadım. Memleketim benim.

Sevmiyorum kardeşim böyle davranışları. Vatanını seven dersini çalışır.