9 Kas 2007

Uyuyan pilot istemiyoruz


Uykuyu severim. Hayatımda iki kez yurtta yaşamak zorunda kaldım, ikisinde de yatağım ün yaptı. Seyir defterinin müessibi mesela, en güzel uykularını benim pis yatağımda gerçekleştirdiği 15'er dakikalık dinlenme aralarında tecrübe etti. (Daha bu yaz tatildeyken, zalim bir arkadaş tarafından saat 12 olduğu halde, 'kak len saat 3 oldu amına godumun öküzü' diye kaldırıldığım halde bunu hiç garipsemedim, saat üçe kadar uyumuş olabileceğime yürekten inandım.)

Bizde uyumayı, sevmemesi gerektiği halde seven bir başka gürûh da otobüs şoförleridir. Saatlerce direksiyon salladıktan sonra pek tatlı gelir onlara serin sulara dalarmışçasına daldıkları o öldürücü uyku. Lâkin otobüs şoförü neyse de, pilotun uyuyacağı aklınıza gelir mi, gelmez! Pilot dediğin Ediz Hun'un şahsında en güzel temsilini bulmuş, iki dirhem bir çekirdek, lepiska saçlı, ince kaşlı bir yorulmaz adamdır. O, 'kaptanınız konuşuyor' dediği vakit, hepimiz susup dinleriz; sanki herif bize hayatın anlamını bahşedecekmişçesine kulak kesiliriz. Bir pilotun uçak kullanırken uyuması mı, ihtimal dahilinde bile değildir. Ama uyumuş işte. Amcam vermiş uçağı otomatiğe, koymuş kafayı, horul horul uyumuş. Hadi o uyudu, bari yardımcı niyetine yanına oturttukları dingil ayakta kalaydı be arkadaş. Yok! O da uyumuş.

2004'te ABD'de Baltimore'dan Denver'e gidiyor uçak. Airbus A 319'a pilot tayin edilen iki şaşkın bağlıyorlar âleti otomatiğe; bulutlara baka baka dalıyorlar o en güzel uykuya. Lâkin mesafe kısa, uçak Denver'a varıyor, kule bas bas bağırıyor, "Olmanız gerekenden 16 bin feet yüksektesiniz ve 60 mil hızlı gidiyorsunuz! Kendinize gelin Allah'ın şaşkınları!" diye. Bu arada, hasbelkader pilotlardan biri uyanıyor da, sağ salim indiriyorlar uçağı. Adı açıklanmayan pilot kendi itiraf ediyor uyuduklarını.

ABD'nin havacılık denetleme ıncık cıncık kuruluşu, olayı ortaya çıkarıyor ve havayolu şirketinin adını açıklamıyor. Ama o tarihlerde Baltimore'dan Denver'e A 319 uçuran iki şirket var, ya United ya da Frontier. İkisinden bir işte...

Ama bir de, bütün bu hikâyenin sonucunda değişmeyen bir gerçek var:

Uyku baldan tatlıdır arkadaş!

Hiç yorum yok: