22 Kas 2007

Uğursuzlar

Başlık Zeki-Metin filmine benzedi ama hele bir dinleyin, diyeceklerim var.

Berlin'deki kader ortağımla, nam-ı diğer Mevlüt Ömer'le çok ortak yanımız var ama en önemlisi herhalde, futbola düşkünlüğümüz. Oynuyoruz, izliyoruz, konuşuyoruz; yeri gelince Fenerbahçe'ye ağlıyor, yeri gelince coşuyoruz.

İşte bu değerli arkadaşımızla geçen sezonun ikinci yarısında Hertha Berlin'in maçlarına gitmeye başladık. Birlikte gittiğimiz ilk maçta Hertha, kendi sahasında daha sonra küme düşecek olan Mainz'la oynuyordu. (Yandaki resim.) Mainz maçı 2-1 kazandı, 'ulan ne uğursuz adamlarmışız' diye söylene söylene ayrıldık Olimpiyat Stadı'ndan. O sıralar Hertha ligin ilk beşinde ve Şampiyonlar Ligi'ne katılma umudu sürüyor. Ancak Hertha daha sonra deplasmanda bir maç daha kaybetti. Çorap söküğü gibi üst üste geldi puan kayıpları. Aradan biraz zaman geçti, biz yine maça gittik bir Cuma akşamı. Bu kez rakip Doğu Almanya'nın gururu Energie Cottbus'du. Cottbuslu topçular, çöpçü kıyafetinden bozma turuncu formalarıyla şahane futbol oynadı ve Hertha bir kez daha yenildi. Sonra takım düşme hattına dek geriledi bir ara, Falko Götz kovuldu. Neyse kison haftalarda biraz olsun toparlanan Hertha ligi ancak 10. sırada bitirebildi. Uğursuzluğumuz tescillendi dedik, üstünde durmadık. Neticede Fener şampiyon olmuştu.

Bu sezon ise farklı bir şey denemeye karar verdik. Oberliga denen ve 4. lige tekabül eden yerel ligde üç adet de Türk takımı oynuyordu. Türkiyemspor, Berlin Ankaraspor ve SV Yeşilyurt. Sonuncunun hem adını beğendiğimiz için, hem de maçlarını bizim mahalleye yakın bir statta oynadığı için tercih ettik ve sıcak bir Eylül öğleden sonrası vurduk kendimizi yollara; resimde görülen Poststadion'a intikal ettik. Yeşilyurt'un rakibi Greif Togelow adında, normal şartlarda en zehir futbolseverin bile adını hiç duymamış olması gereken bir takımdı. Bir çoğu futbolcuların akrabası, eşi dostu olan yaklaşık 200 kişilik bir kitleyle maçı seyrettik. Yeşilyurt iyi oynuyordu ama bir kalecileri vardı ki, akıllara zarar. Durup dururken aptalca bir penaltıya sebebiyet verdi bu kaleci ve Yeşilyurt canavarca baskı kurduğu halde bu golü çıkaramadı. Sonra da uzatmada bir gol daha yiyerek maçı kaybetti. Biz kaleciye ağız dolusu söverek eve dönerken; Yeşilyurtlu futbolcular, üzerlerine çöken lanetten haberdar değillerdi tabii ki.

Aradan yaklaşık iki ay geçti, biz bir daha Yeşilyurt maçına gitme fırsatı bulamadık ve bilin bakalım geçtiğimiz haftasonu ne oldu?

SV Yeşilyurt takımı, federasyona bir faks çekerek, maddi olanaksızlıklar sebebiyle ligden çekildiklerini duyurdu!

Uğursuz kader ortağımın bu gelişmeden şu anda haberdar olduğunu varsayarak, huzurunuzda kendisine seslenmek istiyorum:

Abicim iş eğer son maça kalırsa, gitme o CSKA maçına. Televizyondan izle lütfen!

Hiç yorum yok: