23 Kas 2007

Sovyetler'in fethi



McWiederstand'dan söz edince aklıma geldi, tarihe not düşelim.

SSCB topraklarındaki ilk McDonalds, 31 Ocak 1990'da çekilde görüldüğü gibi merasimle açıldı. Puşkin Meydanı'ndaki söz konusu şube hâlen Avrupa'nın en büyüklerinden biri olduğu gibi, McDonalds da, çok değil 17 yıl içinde, Rusya'da en çok araziye sahip olan şirket haline gelmiş.

Tarih bu fotoğrafları nasıl yazacak bilmem ama ben sevdiğim bir filmin, sevdiğim bir diyaloğuyla bitireyim. Pulp Fiction'dan:


Vincent: Alright, well you can walk into a movie theater in Amsterdam and buy a beer. And I don't mean just like in no paper cup, I'm talking about a glass of beer. And in Paris, you can buy a beer at McDonald's. And you know what they call a, uh, a Quarter Pounder with Cheese in Paris?
Jules: They don't call it a Quarter Pounder with Cheese?
Vincent: Nah, man, they got the metric system, they wouldn't know what the fuck a Quarter Pounder is.
Jules: What do they call it?
Vincent: They call it a "Royale with Cheese."
Jules: "Royale with Cheese."
Vincent: Thats right.
Jules: What do they call a Big Mac?
Vincent: A Big Mac's a Big Mac, but they call it "Le Big Mac."
SERBEST ÇEVİRİ:

Vincent: Abi Amsterdam'da sinemada bira satılıyo mesela. Öyle kâğıt bardak, poşet bira falan da değil; basbayağı şişe bira. Bu arada Paris'te de, McDonalds'da bira satılıyo. Paris'te, bizim "Quarter Pounder with Cheese"e ne diyolar biliyor musun?
Jules: "Quarter Pounder with Cheese" demiyorlar mı?
Vincent: Yok abi onlarda metrik sistem var. Ne anlarlar pounddan mounddan.
Jules: Ee ne diyolar o zaman?
Vincent: "Royale with Cheese."
Jules: "Royale with Cheese."
Vincent: Aynen.
Jules: "Big Mac"e ne diyolar?
Vincent: Big Mac, Big Mac, ama ona da "Le Big Mac" diyolar.

Hiç yorum yok: