29 Kas 2007

Meyhaneye gâvur bakışı

İnternational Herald Tribune gazetesinin İstanbul muhabiri Susanne Fowler'ın gazetenin web sitesinde bir bloğu var, ilginç işler çıkarıyor zaman zaman. Bu değinmelerde mümkün olduğunca bodoslama bir oryantalizmden sakındığını ve yaptığı işin belgesel değerini öne çıkardığını da hissedebiliyorum. O yüzden dikkate değer.

Çuvaldız hesabı: Dışarıdan nasıl göründüğümüze pek meraklıyız, biri bizi azıcık övsün, iki çift düzgün laf etsin hakkımızda; hemen göklere uçuyoruz. (Uefa'nın resmi sitesinde bizzat Four Four Two'nun Türkçe edisyonunda çalışan bir gazeteci tarafından hazırlanan Türkiye haberleri, gazete ve internet sitelerinde her seferinde haber oluyorsa, bu aşağılık kompleksini bir ordu psikayatrist gelse çözemez arkadaş.) Ama yalan yok, çocukluğumdan beri benim de hep ilgimi çekmiştir yabancıların bizi nasıl gördüğü. Haliyle, onların bir şeylerimizi beğenmesi de kendim farkında olsam da, olmasam da hoşuma gitmiştir. Yabancı hayranlığı değil bu ama, şu "Doğu'ya giden geminin güvertesinde batıya yürüyen adamlar" olmamızla ilgili sanıyorum. O iki camii arasındaki bînamaz halimiz yüzünden; özellikle Batılılar'dan onay alma, kendimizi yakıştırdığımız yeri onların gözünden temize çıkarma ihtiyacı duyuyoruz. Neyse, Müslüm Baba'nın dediği gibi "derin mesele" bu, bir başka 'Batılı gözüyle memleket' bahsinde devam edelim.

Fowler'dan İstanbul meyhaneleri! (Memleketten uzun zamandır uzak olanlar, metnin içindeki videoyu seyretmeme haklarını kullanabilir.)

Hiç yorum yok: