28 Kas 2007

Bir Küçükburjuvanın Gençlik Yılları

Demir Özlü'nün öykü ve denemelerini bölük pörçük de olsa okumuş ve etkilenmiş bir okuyucusu olarak, 79'da yayınlanan "Bir Küçükburjuvanın Gençlik Yılları" adlı romanına başlarken daha fazlasını ummuştum.

Kötü bir roman diyemem, bana göre olmadığını söyleyebilirim sadece. Burada yazdıklarım da roman eleştirisi değil zaten.

Romanın 60'lı yılların İstanbul'unu yer yer bir belgeselci edâsıyla anlatması; kahramanın özellikle askere gidip geldikten sonra büyük göç dalgasının İstanbul'un dokusunu nasıl değiştirdiğine ilişkin söyledikleri dikkate değer. Henüz elden gitmemiş bir İstanbul'a dair birinci elden bu tanıklıklar; aslında romanın kahramanı Selim'in kişisel serüvenindeki bir kopuşa da işaret ediyor.

Bu romanda, fazlasıyla üslûpçu Demir Özlü, sözcüğün her anlamıyla 'dışarıdan' bakıyor memlekete, ilişkilere ve edebiyata. Bana göre olmayan da bu sanırım. İnce işçilik, teknik canbazlık yoksa, kaya gibi hikâye bekliyorum; o da yoksa özümseyemiyorum metni...

Geri plandaki siyasî değinmeler ise fazlasıyla güdük kalmış, sos niyetine bile yutulmaz olmuş.

Notlar:

- Bendeki baskı, İstanbul'da bir sahaftan alınmış 79 yılından kalma Derinlik Yayınları baskısı. Arka kapak yazısında bir cümle var ki; Allah düşmanımın başına vermesin. Sanırsın Demir Özlü değil, Barbara Cartland yazmış romanı:

"O eşsiz gençlik yılları: Sorunlar, fanteziler, aşk, cinsel aşk..."

- Acımasızca olabilir ama, Demir Özlü hakkındaki fikirlerimi gözden geçirmeme neden olan taze bir vâkâ. Özlü, Hürriyet'teki utanç verici performansıyla, şiir tanrılarını kahrından öldüren Özdemir İnce'ye bir mektup yazmış. Mektubun içeriğine şuradan bakarsınız da, içerikten bağımsız olarak bir fâninin İnce'ye mektup yazmış olması tek başına kötü bir done olarak işleniyor bendeki deftere.

- Kıymetli kardeşim ve yaşam sponsorum Halil İbrahim Podorov'un bir zamanlar dilinden düşürmediği bir Met-Üst sorusuyla bağlıyorum: "Bir kilo Demir Özlü mü ağırdır, bir kilo Orhan Pamuk mu?"

Hiç yorum yok: